Geek Bir Yazı: New York No Wave Sinema

             


                                                                 NO WAVE SİNEMA                   

               Jim Jarmusch'un Permanent Vacation (1980) filmini izlememle birlikte başlayan; hakkında yaptığım alan araştırmaları, izlediğim belgeseller ve filmler, dinlediğim müzisyenler ve gruplar, az da olsa göz atabildiğim ressamları, grafitti ve sahne sanatçılarıyla kabarık denebilecek geek bilgilere sahip olduğum geç 70'ler, erken 80'ler New York'unun avant-garde sanat sahnesinin sinema başlığını, akademik resmiyetten uzak bir biçimde, bu sahneye merakı olan ya da olabilecek olan insanlara giriş niteliğinde bilgiler verip bazı örneklerini listeleyeceğim bir yazıda toparlamak istedim. Yazıda bu sinema sahnesinin nasıl çıkış yaptığına değinip, kimi yönetmenleri, oyuncuları, filmleri ve bunların birbiriyle olan ilişkisini incelemeye çalışacağım. İncelemeye geçmeden önce bu yazıya 2010 yapım tarihli Blank City adlı belgeselin ilham olduğunu belirteyim. Belgeseli izlemek isteyenler için linkini sayfanın en altında paylaşacağım.

                New York City, 1970'li yılların başlarında filizlenen ancak ortalarında sahne denilebilecek olgunluğa erişen, kökenlerini punk kültüründen aldığını söyleyebileceğimiz çeşitli avant-garde, anti-klişeci, dadaist çağrışımları olan sanat üretimlerinin toplanma noktası oldu. Her ne kadar New York City 60'lı yıllar için de kimi avant-garde müzik, edebiyat, film hareketlerine sahne olsa da, bu hareketler Andy Warhol, Allen Ginsberg, Patti Smith gibi öncü isimlerin etkisinde kalarak kolektif bir üretiminin uzağında kaldı. Ancak bu isimlerin ve onların ortaya çıkardıkları filmlerin, müzik eserleri ve gruplarının, edebiyat yapıtlarının sonraki on yıl için New York City sahnelerini oluşturacak öznelere New York City'i çekici kıldığını söylemek yanlış olmaz.

               İşte No Wave sinema sahnesi de New York City'in devraldığı bu avant-garde sanat pratiklerini genişleterek, farklılaştırarak ve daha da radikalleştirerek dönüştürdü. 70 yılların ortalarından başlayarak birbirini tanıyan çeşitli isimlerin ve onların oluşturdukları ağların içinden büyüyen No Wave sinema, efsanevi CBGB gece kulübünden yayılan punk ethosunun anti-otoriter enerjisini aldı, ancak çok büyük çoğunlukla apolitik kaldı. Suicide, Ramones, The Dead Boys, Richard Hell and the Voidvoids, Television, Mars gibi müzisyen/grupların öncü örneklerini verdiği NYC ethosu, NYC sinemayı da bu paralelde kolektif üretim yapmaya yönlendirdi. 

              70'li yılların ortası kendilerini "freak" olarak tanımlayan birçok sanatçının bir araya gelip ortak üretimler yapmaya başladığı dönem oldu. NYC'ye farklı eyalet ve şehirlerden(özellikle Ohio) gelen bu sanatçılar ilgilendikleri spesifik bir alan olmadan, üretimler arasında geçiş yaparak birçok farklı medyayla çalışma fırsatı buldu. Zira No Wave sinema teknik bilgiye, profesyonelliğe, kuralcı geleneklere, beylik tanımlara mesafeli yaklaştı ve yönetmenlerin müzisyen, oyuncuların ressam, müzisyenlerin oyuncu olduğu bir çeşitlilik yaratarak üretmek için istemenin yeterli olduğunu iddia etti. No Wave sinemanın bu anti-statükocu yaklaşımı yüzlerce örnek vermesine, işlenen konularda çeşitliliğe ve onu yaratan öznelerin çok yönlü olmasına sebep oldu. No Wave Sinema'nın bu kolektif, hızlı ve çeşitli üretimi de  neredeyse hiç önem atfedilmeyen tekniksellik başlığından türedi: Süper 8mm Film Makineleri. 

               Super 8 mm makineleri kullanışının ve elde etmesinin çok kolay olması nedeniyle kendi adıyla anılan bir başka sinema başlığı yaratmayı başardı. Her ne kadar bu makineler çoğunlukla kısa metraj filmler için kullanılsa da, Amos Poe'nun Unmade Beds(1976) filmiyle bu makineyle de uzun metraj çekilebileceği gösterilmiş oldu. Amos Poe, Michael Oblowitz, Scott B, Beth B, Charlie Ahearn, Eric Mitchell gibi öncü isimlerin filmleriyle sahne karakteristiği kazanan No Wave Sinema, NYC'nin büyüyen etkileşimli sanat sahnesinden, yönetmenliğe dair neredeyse hiçbir şey bilmeyen isimlerin de katılmasıyla yaygınlaştı ve çoğu sanatçının en azından debut bir filmi olmasını sağladı. Asıl ilgisi ve pratiği müziğe olanlar birlikte çalışıp film yönettiler, aslında daha çok oyuncu olarak gördüğümüz isimler müzik grupları kurdular ve bu ikisiyle de alakası olmayanlar oyuncu olarak kimi yerlerde karşımıza çıktılar. Jim Jarmusch ilk yönetmenlik deneyimini, Steve Buscemi ve Vincent Galo gibi isimler ilk oyunculuklarını, Sonic Youth ilk müzik klibini (Lydia Luch'ın desteğiyle), Jean Michel Basquiat graffiti sanatçısı olarak ilk büyük promosyonunu( Downton 81 filminde başrol oynayarak) bu sahnenin birikimiyle hayata geçirebildi. 

               Ancak bir süre sonra No Wave sinema 1980'den başlayarak devam eden ve onu daha büyük pazarlara açan, daha pahalı ekipmanlar, daha profesyonel oyuncular ve set ekipleriyle çalışma imkanı veren, daha kontrollü bir yaratım sürecinin içine iten bir döneme girdi. Oysa ki No Wave sinemasının cast menajeri yoktu, bir filmin yapım sürecinde görev alan hiç kimse profesyonel değildi,  bütçesiz çekimler şipşak bir post-productionla bir gecede fimleştiriliyor, ve bu filmler yalnızca NYC'nin küçük, iddiasız film/müzik/sanat platformlarında gösteriliyordu. Bu trendin bir kısmı Jim Jarmusch'un ilk iki filmiyle elde ettiği başarıya, Cannes'da gösterimi yapılan Bette Gordon'un Variety(1983), Jean Michel Basquiat'ın başrolünü oynadığı ve NYC'nin sanat/eğlence hayatını anlatan Downton 81 filmlerine ve basının artan ilgisinin NYC'ye yönlendirdiği profesyonel prodüksiyon anlayışına bağlandı. Bu profesyonelleşme trendine karşı Cinema of Transgression gibi kimi muhalif avant-garde hareketler ortaya çıksa da, No Wave sinemanın kendine özgü karakteristiğiyle özdeşleşebilecek disiplinlerler arası, amatör ve seri üretim tarzı geniş çaplı bir yeniden diriliş gerçekleşemedi. Her ne kadar yönetmenler işlerine devam etseler de, bu 70'lere göre ya verimsiz oldu ya da yeni pazarlara açılma şansı bulamadığından yeraltında kaldı.

Ancak son 10 yılda yalnızca No Wave sinema sahnesine değil, genel olarak No Wave sahnesine ilgi yeniden keşfediliyor. Bu kısa zaman periyodunda ne yaşandığı, nelerin üretildiği, kimler tarafından üretildiği, nasıl üretildiği, üretilenlerin ne ifade ettiği farklı odak noktalarıyla belgeleniyor. 2004 yılındaki Kill Your Idols, 2010 yılındaki Blank City belgeselleriyle taranan bu geçmiş, şimdi de No Wave sinema sahnesinin öncü yönetmenlerinden Scott B ve Sandy Guthrie'nin No New York belgeseliyle yeniden ele alınıyor. Ben de bu geçmişe dair kenara ayırdığım No Wave Sineması örneklerinden bazılarını sizinle paylaşıp; örneklerin yapım süreci, yönetmeni/yönetmenleri, oyuncuları, etkileri ve mirasları hakkında kimi detaylar vermeye çalışacağım.

ROME 78-James Nares

         Super 8mm sinemanın öncü isimlerinden James Nares tarafından çekilen bu filmde, Jim Jarmusch'un ik filmlerinden tanıdığımız, Lounge Lizard adlı Avant-Garde Jazz/No Wave grubunun kurucularından John Lurie ile, önce Lydia Lunch'ın Teenage Jesus and Jerks grubunda saksafon çalan, ancak sonra kendi free jazz/no wave The Contortions grubunu kuran James Chance rol alıyor. Tabiki No Wave sinemanın vazgeçilmez ismi Lydia Lunch'ı ve  Eric Mitchell'i de görmek mümkün. Filmin çekiliş öyküsü de ilginç. NYC'de, kubbeli müstakil bir evde geçen Rome 78, James Nares'in hilebazlığıyla finans eksiğini kapatıyor. Eve alıcı olarak gelen James Nares, evi incelerken evdeki pencerelerden birini emlakçıya çaktırmadan açık bırakıyor,  gece vakti gelince de arkadaşlarıyla açık bıraktıkları o pencereden içeri giriyorlar, ve filmi sabaha kadar çekip bitiriyorlar. Kostümlerin çoğu evlerden getirilen beyaz çarşafların katlanmasıyla hazırlanıyor, tamamen doğaçlama yaparak oynayan oyuncular da filmin amatörlüğüne amatörlük katıyor. Yine de 1 saat 22 dakikalık bir drama, tarih filmi çekmeyi başarıyorlar. Bu film hakkında Thurston Moore şöyle diyor:

"İnsanların No Wave sahnesi hakkında atladıkları bir şey de onun ne kadar komik olduğu. No Wave sahnesi komikti." 

Filmi izlemek isteyenler için linki;


MEN IN ORBIT-John Lurie

         John Lurie'nin yazıp yönettiği ilk ve tek film olan Men in Orbit, John Lurie'nin dairesinde bir gecede çekiliyor. Benzer bir kadroya sahip olan Men in Orbit'de yine James Chance ve Eric Mitchell'i görmek mümkün. James Nares ise bu filmde sinematograf koltuğunda. Filmi izlemediğimden konusu hakkında yorum yapamayacağım. Ancak ilgililer için John Lurie'nin filminden bir kesit gösterdiği şu videoyu aşağıda paylaşıyorum;





THE WILD WORLD OF LYDIA LUNCH-Nick Zedd

         No Wave Sinema'nın 80 sonrası dalgası Cinema of Transgression'un kurucusu ve manifestosunun yazarı Nick Zedd'in, Lydia Lunch'ın Londra seyahetini çektiği bu filme, Lunch'ın dış sesi eşlik ediyor. Lunch'ın Zedd için kaydettiği ses kayıtları, Zedd'le dağılan ilişkilerine ışık tutuyor.  Aynı zamanda No Wave sinemasının en tanındık siması Lydia Lunch'a da içsel bir bakış imkanı veriyor. Lydia Lunch bu filmle birlikte çok nadir olarak filmlerde ve belgesellerde göründü. Nick Zedd ise halen aktif olarak yönetmenlik yapmaya devam ediyor, başlattığı akımın etkisi ise neredeyse hiç yaşamayan bir şey olarak geçmişte kalmış durumda. Nick Zedd'in bir diğer ünlü filmi They Eat Scum (1979)'ı, Cinema of Transgression manifestosunu ve The Wild World Of Lydia Lunch (1983) linkini aşağıda paylaşıyorum.

The Wild World of Lydia Lunch;


They Eat Scum;


Cinema of Transgression Manifesto;



THE BLANK GENERATION-Amos Poe

          Unmade Beds(1976) filmiyle Super 8mm kameraların uzun metraj için de kullanılabileceğini gösteren, The Foreigner(1977), Subway Riders(1981) gibi filmleriyle yönetmenlik kariyerine devam eden Amos Poe; 1976 yılında New York'un punk, post-punk, art punk, no wave sahnesinin en ünlü kaynaşma mekanı CBGB'de dönemin yukarıdaki kimi müzik türlerini icra eden Talking Heads, Television, Ramones, Patti Smith, Richard Hell gibi müzisyenlerin/müzik gruplarının canlı performanslarından derlediği Blank Generation(1976) belgeselini hazırladı. Dönemin New York müzik sahnesini merak edenlerin yararlanabileceği bu yapım, aynı zamanda CBGB'si yakından gözlemlemeye de imkan  veriyor. Belgesel sayesinde, NYC'in çeşitli sahneleriyle ilgili olan birçok farklı ismi çeşitli etkinlikler için bir araya getirebilmiş olan CBGB'nin, 70'lerin başından 70'lerin sonuna kadar ortaya çıkmış  NYC avant-garde hareketlerin platformlarından biri olduğu gözlenebilir. 70'li yılların sonundan sonra avant-garde müzik sahnesini hardcore punk gruplarına bırakarak radikal bir dönüşüm yaşayan CBGB'nin bu dönemlerini izleyebilmek daha hoş.
Belgeseli izlemek isteyebilecekler için linkini aşağıya kopyalıyorum;

https://www.youtube.com/watch?v=tLT8Z-ugSjc

Not: CBGB 2000'li yılların ortasında, mekan sahibiyle kira konusundaki anlaşmazlıklarla kapandı. CBGB is dead.


SONIC YOUTH/DEATH VALLEY 69 W LYDIA LUNCH-Richard Kern


         Cinema of Transgression'un ünlü isimlerinden Richard Kern'ün Judith Barry ile birlikte yönettiği bu klip, Sonic Youth'un Bad Moon Rising albümünden Death Valley 69 için çekildi. Şarkı, No Wave sinemanın tanıdık ve her taşın altından çıkan siması Lydia Lunch ile bir düet. Klip Cinema of Trangression manifestosunda da belirtilen şoke edici, sarsıcı, rahatsız edici bir görselliğe ve dekor tasarımına sahip. Gore efektlerini de Richard Kern'ün yaptığı Death Valley 69'da iç organları deşilmiş ve dışarı sarkmış birçok ölü insan görülebilir. Sonic Youth'ın sonic noise gitarlarıyla bir gerilim yapıtına dönüşen klipte, Sonic Youth'ın sonraki albümü Evol'un kapağında yer alacak kadını da seçmek mümkün. Klibi izlemek isteyenler için linkini aşağıya bırakıyorum;

https://www.youtube.com/watch?v=9k0dJEkzXc4

Not: Lydia Lunch'ın bir müzik kariyeri de var. Daha çok solo çalışıyor. Queen of Siam albümünü önerebilirim. Şimdiler de ise Retrovirus grubunda vokal yapmakta. Ama onu önermem.

VORTEX-Scott B, Beth B


          Evet, ekrandan bize bakan kadın Lydia Lunch. Kendisini bir başka No Wave filmi Vortex(1982)'de görüyoruz, bu seferse başrolde. Karı koca Scott B ve Beth B tarafından yönetilen bu film, bu ikilin 2. uzun metraj filmi. Zamanına ve diğer lokal filmlere göre görece daha büyük bir bütçeyle çekilen Vortex, aynı zamanda Scott B ve Beth B'nin birlikte çalıştıklıkları son film. Beth B Vortex'den sonra film kariyerine kısa aralıklarla devam ediyor, Scott B. ise yönetmenlik kariyerine son vermiş durumda. Beth B. şu sıralar bağımsız belgeseller yönetirken, Scott B. No New York(2017) da dahil olmak üzere çeşitli belgesellerin yapımcılığını üstlendi.

Filme göz atmak istiyorsanız linkini aşağıda bulabilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=2V9zMclmy9k


SHE HAD HER GUN ALL READY-Vivienne Dick


         No Wave sinemasına gerilla feminist bakışı getiren Vivienne Dick'in yönetmenlik kariyeri maalesef kısa ömürlü.  1978'den 1979'a kadar orta metraj 4 tane film çeken Vivienne'in filmleri arasında Guerilla Talks(1978), Beauty Becomes the Beast(1979) gibileri bulunuyor. Bu filmde Vivienne Dick ve Bush Tetras grubunda çalan dört kadından biri olan Pat Place(fotoğrafın üst kısmında) ile birlikte, yine ve yeniden Lydia Lunch'ı görmek mümkün. Yönetmenliğe hızlı girişinden sonra aniden yönetmenlikle ilişiğini kesen Vivienne Dick, 36 yıl aradan sonra yönetmen koltuğuna dönerek Red Moon Rising(2015) belgeselini yönetti. Son olarak, 14 dakikalık Augenblick filmiyle Her(2013)'ü hatırlatan Dick, kariyerine verdiği arayı kapatacak gibi duruyor.

Geek Not: Vivienne Dick ve Lydia Lunch  aynı yıl içinde Beirut Slump adlı No Wave grubunu kurdular. Luch vokallerdeyken, Dick klavyedeydi. Grup her çoğu No Wave grubu gibi kısa ömürlü oldu ve 1979'da dağıldı. Filmin bir diğer oyuncusu Pat Place de Bush Tetras'ı kurmadan önce yukarıda bahsettiğim The Contortions grubunda, James Chance ve Jim Nares ile slide gitar çalmaktaydı.

Filmi izlemek siteyenler için linki;

https://www.youtube.com/watch?v=F3lB8oqzlks

YOU ARE NOT I-Sara Driver

         Jim Jarmusch'un uzun süredir hayat arkadaş olan Sara Driver'ın ilk yönetmenlik denemesi olan You Are Not I(1983), akıl hastanesinden kaçan bir kadının kazara hiç tanımadığı bir ev ve onun sakinleriyle kesişen öyküsünü anlatıyor. Yönetmenliğe çok nadir olarak geri dönen Sara Driver, oyuncu olarak Jim Jarmuch'un Permanent Vacation(1980), Stranger Than Paradise(1984), Mystery Train(1989) gibi filmlerinde göründü ve Broken Flowers(2003) filminin hikaye fikrini önerdi. Şu aralar NYC'nin efsanevi graffiti artisti Jean Michel Basquiat'ın geç ergenlik dönemlerinin anlatıldığı bir belgesel çekmekte.

Not: Aynı zamanda film afişi olarak da kullanılan yandaki fotoğraf Nan Goldin tarafından çekildi. Kendisinin alternatif portre fotoğraflarını öneririm.

Filmi izlemek isteyenler için link;

https://www.youtube.com/watch?v=PNtHCDYJN4g

Nan Goldin fotoğrafçılığını merak edenler için;

https://www.artsy.net/artist/nan-goldin

Jean Michel Basquiat için;

https://www.artsy.net/artist/after-jean-michel-basquiat/works

THE LONG ISLAND FOUR-Anders Grafstrom


        The Long Island Four(1980)'un yayınlanışından birkaç ay sonra bir trafik kazasında ölen Anders Grafstrom, No Wave sinemanın görece az bilinen yönetmenlerinden. Çektiği tek uzun metraj film bu olan Grafstrom, bir de Mr Mike Mondo's Video(1979) filminin setinde çalıştı. Film Nazi Almanya'sının yıkılmadığı alternatif bir evrende geçiyor ve 4 Nazi ajanının Amerika'nın ekonomik ve siyasi geleceğini sabote etmeye çalışmasını anlatıyor. Ancak bu sabotaj girişimi Nazilerin Amerikan yaşamının yozluğundan tiksindiği ve bunu eleştirdiği ironik bir kara komediye dönüşüyor. Bütçe eksiliği, oyuncuların sık sık başvurduğu doğaçlamalar ve ekipmanların yetersizliğinden dolayı bir filmden talep edilen ciddiyet ve profesyonellikten yoksun olan The Long Island Four, Super 8mm makinelerle çekilen filmlerin en güzel örneklerinden biri.

Geek Not: No Wave sinemanın castından beklenileceği üzere, bu 4 Nazi ajanını oynayan hiçbir oyuncu profesyonel oyuncu değil. David Mcdermott Viktorya tarzı siyah beyaz portre fotoğrafları çeken bir sanatçı, Lance Loud ve Kristian Hoffman Mumps adlı Punk Rock/New Wave grubunda birlikte çalan, Bradley Field ise Lydia Lunch'ın Teenage Jesus & The Jerks grubunda davul çalmış müzisyenler.

Filme göz atmak isteyenler için linki;

https://www.youtube.com/watch?v=kcXy0Z0q_Z4

McDermott'un bir fotoğrafına bakmak isteyenler için;

https://www.artsy.net/artist/david-mcdermott

THE WAY IT IS-Eric Mitchell


         No Wave sinemasının başlangıcından 80'li yılların ortalarına kadar çeşitli isimlerle sık sık çalışmış olan Eric Mitchell, Amos Poe'nun ilk dönem filmlerinde, Rome 78, Men In Orbit, Permanent Vacation gibi diğer No Wave filmlerde oyuncu olarak karşımıza çıkıyor. Yönetmenlik denemeleri oyunculuklarına göre daha iddiasız kalan Mitchell'in ikisi kısa metraj olmak üzere yalnızca 3 tane uzun metraj filmi var. Mitchell'in üçüncü ve son uzun metraj filmi olan The Way It Is(1985), No Wave sinemanın artık bir sahne olma özelliğini yitirdiği zamanlarda, daha önce alışık olmadığız yüzlerin oyunculuklarıyla seçiliyor. Oyuncular arasında, sinemaya bu filmle adım atmış olan Steve Buscemi ile solo müzik kariyeri ve kendi yazıp yönettiği Buffalo 66(1998) filmiyle tanıdığımız Vincent Gallo da var.

Geek Note: Müzik kariyerine solo devam eden Vincent Gallo, 1979'da Jean Michel Basquiat'ın da yer aldığı No Wave/Downtempo/Pyschedelic Soul grubu Gray'i kurdu. Bu grup dağıldıktan sonra, iki arkadaşıyla industrial/Noise Bohack grubunu kuran Gallo, bu grupla bir de albüm kaydetti. Aynı zamanda bağımsız olarak çalışan bir sanatçı olan Gallo, eserlerini kendi sitesinden satmakta. Aynı zamanda resimle de ilgilenen Gallo'nun resimleri, Amerika ve Japonya gibi ülkelerde tek kişilik sergiler olarak gösterildi. Profesyonel Grand Prix motorsiklet sürücülüğü de yapan Gallo'nun 35 bin vinil plaktan oluşan devasa bir de müzik koleksiyonu var. Lo-Fi müzik yapımcılığında profesyonelleşmiş olan Gallo'nun, müzik yapım tekniği ve ekimpan tasarımı konusunda çeşitli dergilerde yayınlamış birçok yazısı da bulunmakta.

Maalesef The Way It Is filmi internette herhangi bir sitede bulunmuyor. Ancak Mitchell'in daha erken dönem örneklerinden olan Red Italy(1979)'e göz atmak isteyebilecekler için linkini paylaşıyorum;

https://www.youtube.com/watch?v=9FdmLSEvYYs

Vincent Gallo'nun kavramsal sanat işlerine bakmak isteyenler için sitesi;

http://www.vincentgallo.com

Vincent Gallo'nun Basquiat'la birlikte çaldığı Gray'in Shade Of albümü için;

https://www.youtube.com/watch?v=fedmYKBom28

Ve yazı bitti. Bittihhtp.

Okuduğunuz için teşekkürler, umarım sıkıcı ve yalnızca bilgi savurduğum bir yazı olmamıştır. Bundan sonra da böyle geek yazılar yazmaya devam edeceğim, muhtemel başlıklardan biri de No Wave Müzik sahnesi. Ve son olarak bu yazıya ilham kaynağı olan Blank City(2010) belgeselinin linkini paylaşıyorum, sevgiler:

https://www.youtube.com/watch?v=GwqXb0R2gpk

Yorumlar